• BIST 104.397
  • Altın 163,608
  • Dolar 3,9404
  • Euro 4,6740
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C

BABY SHOWER ÇILGINLIĞI

Başak IŞILDAKLI

6'YLA 8 ARASI

"Baby Shower Çılgınlığı"

Eskiden doğum günlerinin bir samimiyeti vardı, yani çocukken, çocuk doğum günlerinin. Çoğumuzun başında yamuk duran bir kukayla, önümüzdeki pastayla ve kameranın merceğini tutturamayan gözlerimizle çekilmiş bir doğum günü fotoğrafı vardır.

İşte o günlerde doğum günü kutlamaları genelde aile ve yakın çevrenin birbirini görme aracı, toplanma vesilesi olurdu.

Ta ki tüketim çılgınlığı her yanımızı sarıp, bu toplantılar dosta düşmana sükse yapma aracı haline gelene dek.

Evet, şu "baby shower", "ilk dişim", "aman da ilk yaşım" kutlamalarından bahsediyorum. Bu organizasyonların bir kaç ortak özelliği var: ilki ve olmazsa olmazı genç annemizin abiye giymesi, genel temayla uyumlu bir renkte. Sonra, imar izni gerektiren katlı pastalar olmalı; değilse bile genişçe bir dikdörtgen ve her halükarda özel yapım olması gerekiyor. Uçan balonlar en masumu, bir sürü yenmeden çöpe atılacak şeyin ambalajlanıp sağa sola serpiştirilmesi de cabası. Son olarak o günden "hatıra" olarak herkesin evine götüreceği bir çok özel ve gereksiz materyal de hazır olmalı. Bebek mi? Evet, bir de profesyonel makineyle fotoğrafı çektirilmekten başka bir misyonu olmayan fotomodellerimiz olmalı bugün için. Fotoğraf çekimi dışında gülümsemesini çok umursamadığımız günün prens/prensesleri...

Haklı olabiliriz, çocuk sahibi olmak ve ona her özel gününde en özel hissettirme konusunda. Fakat bunun ayırdında olmadığı yaşta, hatta daha karnımızdayken yaptığımız kutlamayı kime yapıyoruz sahiden? Ve bizim geleneksel "bebek mevlüdü"nün seremoniselliği ya da evin salonunda toplaşıp günümüzün bilgisayarı evvelin müzikçalarından müzik açıp oynamanın mütevazılığı nerede kaldı?

Üstelik o günün planlamasıydı, organizasyonuydu, gerginliğiydi derken yalnızca sosyal medyaya konan fotoğraflardaki kadar gülmemiz de olasılık dahilinde...

Bilemiyorum, ben yalnızca hala açlıktan ölen çocukların olduğu bu dünyada birilerine verebileceğimiz hakları gasp edip, var gücümüzle yok yere savurmamızın vicdan azabını duyuyorum.

Nazar değmesin diye insan içine çıkarmadığımız bebeklerimizi, yalnızca kendimiz doğurma vasfına sahipmişçesine sergileyip, beğeni malzemesi yapmamıza dayanamıyorum.

Hadi diyelim ki; Afrika'daki çocuklara elimiz ermiyor (birtakım vakıflar üzerinden bağışlar gerçekleştirmek mümkünken), ya da ekonomik durumu el vermeyen bir ailenin çocuğunun kırtasiye masraflarını karşılayamıyoruz, ya da birtakım vakıflar üzerinden fidan bağışlayamıyoruz, ya da bir aileye gıda/yakacak yardımı yapamıyoruz, ya da bir hayvan barınağına mama takviyesi yapamıyoruz, kısacası böylesine kara benciliz diyelim ki; bari tüm bu masrafları kendi çocuğumuzun geleceğine, eğitimine, hayatına, hayallerine yatırsak?

Bu denli abartılı ve yapay ve gitgide yayılan ve normalleştirilen ve üstelikle geleneksel de olmayan harcamaları fayda ve işe yararlık yönünden tartmamızı istiyorum yalnızca...

Eğer, hesabını yapamayacağımız kadar çok paramız varsa ve bu saydığım alternatiflerin hiçbiri ne mantık ne sağduyumuza dokunmuyorsa, şimdi bu sayfadan çıkış yapıp, hiç okumamış gibi yapıp, bir sonraki "kutlama"yı organize etmeye devam edebiliriz.

Ama ben; bu yazıyı, doğum günü kutlaması icat edildiğinden beri yaşayan ve ömründe doğum günü pastası görmeyen, bir mum üfleyemeyen tüm çocuklarımıza ithaf ediyorum.

Sizin de doğum gününüz kutlu olsun.

29.12.2016

Başak IŞILDAKLI

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Asimetrik Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.