• BIST 73.600
  • Altın 132,457
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -5 °C

Fransa'daki İşçi Eylemleri Giderek Yayılıyor (Haber-analiz)

Fransa'daki İşçi Eylemleri Giderek Yayılıyor (Haber-analiz)
Fransa'da sendikaların ülke çapında düzenlediği grevler ulaştırma sektörü de dahil ülke genelinde gidererek büyüyor.

Fransa'da sendikaların ülke çapında düzenlediği grevler ulaştırma sektörü de dahil ülke genelinde gidererek büyüyor. Hükümetin istihdam yasasında yapmak istediği değişikliklere karşı başlatılan grevler ulaştırma sektörüne de yayıldı. Air France pilotları uzun süreli grevlere katılma kararı aldı. Toplam 360 sendikanın katıldığı eylemlerin, Euro 2016 öncesi tren seferleri, Paris Metrosu, uçak seferlerini de etkilemesi bekleniyor.

Sendilar, 10 Haziran'da başlayıp, bir ay sürecek Euro 2016 futbol şampiyonasına kısa bir süre kala başlatılan grevlerin hükümetin söz konusu tasarıyı geri çekmesinde etkili olacağını düşünüyor.

Ard arda başlatılan grevler ülkede hayatı olumsuz etkilerken, ülke ekonomisine de oldukça ağır darbeler vuruyor. Petrol rafinerilerine ulaşımı engelleyen protestocu gruplar, benzinin akaryakıt istasyonlarına varmasını devre dışı bırakmak suretiyle sayısız akaryakıt istasyonuna "benzin yok" tabelası açtırmayı başardılar.

Fransa'da hükümetin, parlamento oylaması olmaksızın "çalışma yasasını" değiştireceğini açıklaması üzerine işçiler ayaklanmıştı. Ülkenin önde gelen işçi sendikaları, meslek örgütleri ve öğrenciler eylem ve grev kararı almışlardı. İşçiler, yasayla işten çıkarmaların artacağını, çalışma saatlerinin uzayacağını ve fazla mesailere ödenen ücretlerin azalacağını savunuyor.

İŞÇİLER MESAİ SAATİNİN UZATILMASINA KARŞI

İşçi ve işverenlerle ilgili kapsamlı değişiklikler içeren yeni yasa tasarısı adeta işçilere adeta meydan okuyor. Tasarı da; günlük çalışma saatleri 10 saatten 12'ye çıkartılırken, yarı zamanlı çalışanların haftalık 24 saat olan asgari süreleri düşürülüyor. Fazla mesailerde işverenlere daha az ödeme hakkı tanınırken, iş sözleşmesinde değişiklik talep eden çalışanlar işten atılabilecek. Bunlarla birlikte işverenler, işçilerin çalışma saatlerini arttırıp, maaşlarını düşürme hakkında tam yetkiye sahip olabilecekler.

Bu arada Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CGT) grevlerde öncülük ederken, Cumhurbaşkanı François Hollande'nin de eleştiri oklarına hedef oluyor. CGT'nin 720 binden fazla üyesi bulunuyor. Grevler daha çok liman, petrol rafinerileri ve demiryollarında yoğunlaşıyor.

Fransız Devlet Bütçesi Sekreteri Christian Eckert, grevlerin ekonomiye verdiği zararın tam belirlenmesi için henüz erken olduğunu, sadece işlerini aksatan 5 büyük rafineri merkezinin ekonomiye verdiği zararın haftalık 40-45 milyon Euro civarında olduğunu belirtmişti.

EYLÜL KORKUSU

BBC'nin analizine göre, Fransa'da iktidarda kim olursa olsun toplumsal hareketler açısından en önemli dönem Eylül ayıdır. Bu ay, Temmuzcuların (Temmuz'da tatile gidenler) ve Ağustosçuların (Ağustosta tatile gidenler) nihayet şehirlere döndükleri, işbaşı yaptıkları, okulların açıldığı ve bütün memnuniyetsizliklerin sendikalar tarafından dile getirildiği bir aydır. Dev grevler, gösteriler, yürüyüşler Eylül ayında yapılır.

Gittikçe liberalleşen ve kapitalistleşen Fransa'da 1980'ler boyunca kazanılmış haklarını savunmaya kararlı işçiler, memurlar, emekliler, öğrenciler, öğretmenler sokaklara dökülür hayatı felç ederler.

Bu döneme Fransızlar "rentrée sociale" (yani sosyal eve dönüş) adını verirler ve genelde orta noktada anlaşma sağlanır. Göstericiler 100'ü korumak istiyorlardır, iktidar yeni bir yasa tasarısında 50 önermektedir, 75'e herkes evine dönmek zorunda kalır.

HOLLANDE: GERİ ADIM ATMAYACAĞIM

Söz konusu analize göre toplumsal muhalefet, sağ partiler iktidardayken çok dinamiktir, sonuçta bu muhalefetin lokomotifleri başta sendikalar ve öğrenci dernekleri olmak üzere kendilerini solda konumlandıran sivil toplum örgütleri olduğundan yani muhalefetteyken destekledikleri "sol"un iktidara geldiği her dönemde biraz afallarlar ancak bu rehavet uzun sürmez.

Desteklediklerinin de iktidara gelir gelmez kazanılmış hakları tırtıklanmaya başladığını gören örgütler hemen eski konumlarına dönerler. Sendikalar grevlere başlar, sokaklar bayraklarla donanır malaise sociale (toplumsal rahatsızlık) gene görünür olur.

Son yıllarda durum biraz farklı oldu, zira Nicolas Sarkozy döneminde sağ, söz konusu kazanılmış sosyal haklara o kadar zarar verdi ki; 2012'de François Hollande'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle iktidara gelen Sosyalist Parti toplumsal muhalefet örgütlenmelerinin radikalliğini törpüledi.

Zaten Mart 2016'da tekrar görünür olan sivil muhalefet de örgütlerin değil, çoğu örgütsüz olan henüz siyasallaşmamış lise ve üniversite öğrencilerinin ürünü oldu. Sokağın sözü ve sazı eline almasının sebebi ise şubat ayında gündeme gelen Çalışma Bakanı 37 yaşındaki Fas asıllı Myriam El Khomri'nin adıyla anılan çalışma hayatını düzenleyen yeni yasa tasarısı oldu.

FRANSA'DA GECE AYAKTA EYLEMLERİ

Senelerdir Fransa'daki sosyal hakların ekonomik gelişmede bir engel olduğu, çalışma yasasının çalışanların "fazla" lehine olduğu ve işverenleri "fazla" bağlayıcı olduğu tartışılır. Fransa'daki işsizlik oranının yüksekliği, ekonominin durağanlığı bu kazanılmış haklara bağlanır ve Almanya'daki esnek yasalar örnek gösterilir.

Bu yasa tasarısı ilk başta lise öğrencileri tarafından protesto edildi, daha sonra gösteriler üniversitelere yayıldı ve sonunda bütün gençlik şehirlerin Cumhuriyet meydanlarında forumlar kurup direnişe başladılar.

Sosyalist partinin taktiği yasayı Mayıs ya da Haziran'da oylayıp meclisten geçirmek, bakalorya sınavları ve üniversite final sınavları döneminde gençlerin mobilize ol(a)mayacaklarını hesaba katmak ve yaz tatili boyunca meseleyi soğutmaktı.

Gerçekten de 31 Mart 2016'da örgütsüz başlayan gösteriler nisan sonunda biraz yavaşladı, ancak Fransa'nın çeşitli yerlerinden gelen polis şiddeti görüntüleri, Hollande'ın kendini zayıf göstermemek ve muhalefete koz vermemek için geri adım atmaması Mayıs ayında gösterileri tekrar körükledi.

Haziran'ın ilk haftası bu açıdan önemli zira Sosyalist Parti geri adım atmayacağını tekrarlıyor, ancak sendikaların harekete destek vermesi oluşan sokak muhalefetinin sene sonu sınavları ya da yaz tatili ile bitecek bir saman alevi olmadığını gösteriyor.

2017 SEÇİMLERİNDE SOL PARTİLER İKTİDARI KAÇIRIR MI?

Bu muhalefet solun kendi içinde bir tartışma ve çekişme olarak görülse de 2017'de Fransa'da hem Cumhurbaşkanlığı hem de Parlamento seçimleri yapılacak.

François Hollande'ın yanı sıra Sosyalist Parti'den aday olabilecek eski Milli Eğitim Bakanı Benoit Hamon, Ekonomi bakanı Emmanuel Macron ya da onun selefi Arnaud Montebourg'un sosyalist partiyi iktidara getirmeleri zor görünüyor.

Ancak ikinci turda popülist ve ırkçı sağın aday Marine Le Pen ile karşılaşırlarsa sosyalist adaylar liberal soldan oy alabilmeyi ve kazanabilmeyi umuyorlar.

Yeni yasa sosyalistlerin liberal ve Gaullistlere verdikleri bir ödün olarak da görülebilir. Ancak bu ince siyasi hesaplar dışında Fransa gençlerinin lokomotifine sendikaların da katılmasıyla toplumsal rahatsızlığın partiler üstü bir hale geldiği de görülebilir.

Her durumda sosyalist parti ve François Hollande kendi kurdukları tuzağa düşmüş ve Fransa'daki sivil muhalefetin yumuşadığı konusunda yanılmış durumdalar.

Anlaşıldığı kadarıyla Fransa'da yaz sıcak geçecek.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Asimetrik Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.